22 Ağustos 2010 Pazar

Beşiktaş 0-2 İstanbul B.B.

Kısa Kısa Notlar:

Yanlış Kadro Tercihi (Bana göre, vardır hocanın bir bildiği)

Erhan, bu takımın oyuncusu değil…

Delgado?

Sanırım hoca UEFA maçını düşündü,

İbrahim Akın’ın seni hiç sevemedim…

İstanbul bize hep ters geliyor…

Sonuç; henüz ikinci hafta bu sonuçlar olası ihtimaller arasında…

20 Ağustos 2010 Cuma

Özkaynak...

Bir türlü anlam veremediğim bazı durumlar vardır, Gökhan Zan ve Serdar Özkan’ın bu takımdan gitmesine nasıl hiç üzülmediysem,

Batuhan’ın gönderilmiş olması da beni bir o kadar üzer…

Can Erdem örneği de var elimizde, yıldız adayı olarak gösterildi hep A2’de önemli işlere imza attı…

Ya İstanbul, ya da gençliğin getirdiği problemler onun bir türlü parlamasını engelledi…

Şimdilerde Necip sevdası sardı yüreğimizi, o derece bir sevgi ki “Beşiktaş’ın evladı” felsefesinin doğruluğunu kanıtlayan Necip bizler için şu anda vazgeçilmez bir isim…

Bir de sessiz sedasız gelen ve benim çok şey beklediğim, Necip’in izinden gideceklerini düşündüğüm iki isim daha var,

Onur Bayramoğlu, Ali Kuçik…

Belki seneye bu tarihlerde Onur ve Ali’den bahsedeceğiz çıldırmışçasına,

Çünkü Beşiktaş sadece Necip gibi bir oyuncuyu kazanmadı, Necip’in göstermiş olduğu performans diğer arkadaşlarına örnek teşkil etti…

Onlarda genç yaşlarına rağmen onur ve gurur ile Beşiktaş formasını giyerek ağabeylerinin yanında hatta onları yedek bırakarak sahada mücadele edebileceklerini gördüler…

Bu mantığı onlarda oluşturan isim Necip’tir…

Necip sadece Beşiktaş’ın sahada ki oyununu etkileyen bir performans sergilemekle kalmamış aynı zamanda Beşiktaş’ın geleceği ile alakalı son derece önemli bir performans sergilemiştir…

Kim bilir? Metin, Ali, Feyyaz için yapılan besteler, Necip, Ali, Onur için yapılır…





18 Ağustos 2010 Çarşamba

Okunmuş Üflenmiş 9 Numaralı Forma

Beşiktaş’ımızın meşhur “PASTA” olayı gibi birde meşhur “9 Numaralı Forma” durumu vardır…

Hatta medya bu durumla ilgili “LANETLİ FORMA” yakıştırmasını yapmaktadır…

Beşiktaş’a gelen bu formayı giyen ama bekleneni veremeyerek Beşiktaş defterini kapatan bazı isimleri şöyle bir hatırlayalım…

Fazlı Ulusal, Arild Stavrum, Daniel Pancu, Gökhan Güleç, Goncalves Ailton, Federico Higuain...

Bu isimler arasında en başarılı olanı Pancu olmuştur hiç şüphesiz…

Can Erdem’de 9 Numaralı formadan nasibini alanlardan, onun 9 numaralı formayı giyeceğinin resmi olarak açıklanmasının bir gün sonrasında Altay’a kiralık olarak gönderilmesi yine bu formanın uğursuzlukları arasındadır…

Ve bu sezon;

9 Numaralı forma Hilbert’in sırtında uğursuzluk yine baş gösterecekti, ramak kalmıştı…

Hep okuduk gönderilecek haberlerini, 9 numaralı forma yine yapacaktı yapacağını…

Ancak Helsinki maçında 9 numaralı forma ile harika bir mücadele verdi Hilbert…

Kendini okutmuş, üfletmiş olmalı…

9 numaralı forma bakalım Hilbert’in kendisine karşı açtığı savaşta neler yapacak?

Yoksa Hilbert bu uğursuzlğa nokta koyan isim mi olacak?

Bekleyip göreceğiz…


Maçın Ardından #1

Maçla ilgili kısa notları paylaşmıştık, aklımızda kalan ve dikkat çeken diğer noktalata temas edelim şimdi de…

Oyunun bazı anlarında Beşiktaş kontrolü kaybetse de genele baktığımızda kaliteli bir oyun sergiledik sahada, istediğini yapan veya yapmaya çalışan bir takım olduk.

Yapmaya çalışan diyoruz çünkü stada sponsor arayan yönetim sahaya bakım yaptırmayı unutmuş galiba?

Zemin çok kötü, Guti gibi bir oyuncuyu transfer edip bu sahada oynatmak yönetime yakışmıyor acil çözüm bulunması gereken bir durum…

Hilbert kendini eleştiren ve takımdan göndermek isteyen medyaya bir cevap verdi dün akşam cevabını verdi ama bu onun lig maçlarında yedek kalmasına çözüm olamayacak gibi, yabancı sınırlaması nedeniyle sanki tribün yolu gözüküyor ona…

Bu takımdan bir yabancı gönderilecekse bu isim her zaman savunduğum ve toparlanacak dediğim yüksek maliyetli Tabata olmalı ki toparlanmaya çalışsa da takıma katkı sağlayacak gibi görünmüyor. Yine de seviyorum onu belki isminden ötürü "TABATA" 

Fink bu takımda kalmalı, Tabata’nın maliyetine bakılmadan gözden çıkarılmalı gerekirse kiralık olarak gönderilmeli ama giden Fink olmamalı…

Nihat, çok fazla söyleyecek şey yok onunla ilgili, Holosko’da oyuna sonradan dahil olan kaleyi yoklayan ama golü bulamayan isim olarak dikkat çekti ayrıca uzun zaman sonra santrafor olarak görev aldı.

Bir tespit daha Bobo tek forvette isteneni veremiyor, Batuhan’ı bu takımdan koparan Mustafa Denizli’ye kızmadan edemiyorum…

Ekrem iyi oynadı ama bu oyunun altında yatan gizli gerçek Hilbert’in performansıydı bu durum sağ bekte sorun yok olarak algılanmamalı zira yabancı sınırlaması sorunu unutulmasın…

Hilbert akşam Ekrem desteğe gelerek güven verdi ve Ekrem cesur oynadı... Ama her zaman Hilbert ile oynama gibi, oynasa da Hilbert'in hep aynı performansı göstermesi gibi beklentiler külliyen hatalı olur...

Guti durgun kaldı, Tabata’nın yerinde oynasaydı daha katkılı olacaktı kesin…

Ve son olarak eğer forma almak istiyorsanız “NECİP” yazan forma almayı sakın unutmayın…

17 Ağustos 2010 Salı

Beşiktaş 2-0 Helsinki


Kısa Kısa Notlar:

Tur için avantaj yakaladık

Hilbert güzel oyun oynadı

İsmail bu kafa ile daha çok yedek kalır

Quaresma, Quaresma, Quaresma

Akşam hem seyir zevki vardı, hem istek.

Hilbert harika bir oyun oynadı, “durun” dedi bu kadar eleştiri fazla bir maçta çöpe attı bazı medya kuruluşları onu akşam hepsine cevap verdi.

İsmail bu takımda Deli İbo olamaz bu kesin…

Guti saha içinde olsun yeter,

Tabata'yı hep savundum ama artık pes etmeye başlıyorum,

Cenk en iyi transferlerimizden biri…

İşin özü kazanılan bir maç, Quaresma’nın gol sevincini Süreyya abi ile kutlaması ise apayrı bir zevk…

Lost


















Bu soruyu kendime çok sormuştum acaba Nobre yedek kaldığı için üzülüyor mu? Sonra düşündüm böyle oyuncuları neden üzülecekler ki? Paralarını alıyorlar, oturdukları yerden kazanıyorlar, idmandan, yedek kulübesine…

Sadece ben değilim bunu düşünen elbet...

Evet, emeği geçmiştir, hakkı vardır ama önce o aldığı paranın hakkını vermelidir. O oyundan alındığı için   isyan ettiğinde, sahada oyunun içinde olmak istediğinde, savaştığı ve kazandırdığı gün zaten kazanacaktır… İşte o gün Beşiktaş taraftarı Nobre yazan formasını giyecek ve sokaklarda dolaşacaktır...

Mümkün mü? Artık çok zor bir ihtimal...

Unutmadan notumuzu düşelim eğer Türk vatandaşı olmasaydı, eminim siyah beyazlı formayı bu kadar giyemezdi…